• Home
instagram twitter Email
instagram Twitter Email

Şükela Bir Blog






Dövüş kulübünün birinci kuralı asla Dövüş Kulübü hakkında konuşma. Dövüş Kulübünün ikinci kuralı; asla ve asla dövüş kulübü hakkında konuşma.
 Bu filmi izlemeyeni dövüyolar mıymış neeee? Film 2 saat 20dk falan 1 saati o kadar kötüydü ki benim için. Yani kapatayım dedim ama devam ettim. Tam 1 saat 15 dakikadan sonra anladım filmi. Fazla spoiler vermeden anlatayım kısaca. Jack sıradan bir insan bir sigorta memuru. Çok uzun süredir uyku problemi var. Günlerce uyuyamıyor. Bu sıkıntısından kurtulmak için de grup terapilerine katılıyor. Terapilere gittiği süre içinde Marla adında bir kadınla tanışıyor. Daha sonra ise hayatının bir süre sonra başkaharamanı olacak Tyler ile. Tyler, Jack'ın yapmak istediği herşeyi elde eden birisiydi. Bu Tyler 'Dövüş Kulübü'nü kuran abimiz.  Buradaki insanlar dünyada var olan düzeni inkar ediyorlar. Sürekli yaşadıkları şehire zarar veriyorlar falan. Bir de 'kıyamet proje'leri var. Tüm şehri yok etmek. Jack birgün uyandığında Tyler gitmişti. Jack onun peşine düştü. Gerçek de buradan sonra ortaya çıktı aslında.Jack her ulaştığı olayın sonucunda kendisini buldu. Jack aslında şizofreni hastasıymış. Ta daaaam ama yani bence baya abartılmış bu durum filmde bombalar, klüpler falan.  Ekşide bu filmle alakalı bişey okudum. O kadar haklı kii ''Fight club sistem eleştirisi yapar gibi görünüp aslında sistem yapmanın ekmeğini yiyen, ticari kaygılarla çekilmiş, dolayısıyla tüketim toplumunu sözüm ona eleştirirken bizzat tüketim nesnesi olan, kendini seyirciye beğendirme kaygısı paçalarından akan vasat bir holywood filmidir. '' filme benim puanım 2,5/5. Tabi herkesin kendi fikri

Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum



Merhabalar.🙋İlk kitap yorumuyla karşınızdayım . Uzun zamandır alıp okumak istediğim bir yazardı George Orwell. Çorum'da bir sahafa gitmiştim orada uygun fiyata bulunca kaçırmadım. İki kitabını aldım.
Hayvan Çiftliği 1940'lardaki ''reel sosyalizm''in eleştirisiolan bir roman. Aslında ben hayvanlar başkarakterleri olunca öykü diye tahmin etmiştim. Öykü okumayı pek sevmiyorum o yüzden tedirgin olmadım değil. Ama hiç de öyle değilmiş. Bu roman dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından birisi olarak kabul ediliyor.
Karakterlerinden birkaçtanesi; Snowball(domuz), Squealer(domuz), Napoleon(domuz), Koca Reis(domuz), Boxer(at), Bay Jones, Benjamin(eşek)...
Hayvan Çiftliğinde yaşayan hayvanlar, insanların kendilerini sömürmelerine, çok iş yaptırıp karşılığını çok az verince onlara karşı bir isyan çıkarıyorlar. Bu yüzden çiftlik sahibi Bay Jones'u karısını ve işçilerini çiftlikten kovuyorlar. Zaten Bay Jones son zamanlarda çok fazla sarhoş dolaşıyordu. İşçilerde bundan faydalanıp az çalışıyorlardı. Bu isyanı tetikleyen aslında Koca Reis denilen yaşlı domuzun rüyasıydı. Koca reis tüm hayvanları bir gece toplar ve rüyasını anlatmak istediğini söyler. Onun öncesinde insanların onları kullandıklarını, sadece yaşamaları için az miktarda yiyecek verdiklerinde bahseder. Hayvanların dinlenmesinin umurlarında olmadığını söyler. Sonra rüyasını anlatmaya başlar. Rüyasında insanlar ortadan kalktıktan sonra yeryüzünün nasıl bir yer olacağını görmüştür. Bir de annesinin söylediği ''İngiltere'nin Hayvanları''  adlı şarkıyı. Bütün hayvanlar birlikte coşkulu bir şekilde bu şarkıyı söylemeye başlamışlardı. O kadar gürültüyle söylemişlerdi ki Bay Jones uyanmıştı ve tüfeğini kaptığı gibi etrafa saçma yağdırdı. Sonra tüm çiftliği bir sessizlik kapladı. hepsi uyumuştu.
Koca reis birkaç gün sonra uykusunda ölür. Yaptığı knuşmayi hiçbir hayvan unutmamıştı. Hayvanlardan en zekileri  ap açık domuzlardı. Bunlardan  Snowball ve Napoleon'a  diğer hayvanları eğitme ve örütleme işi verilmişti. Sonunda hayvanlar toplantılar sonucunda Bay Jones' çiftlikten kovmuşlardı.
Çiftliğin adı artık ''Hayvan Çiftliği ''olmuştu.
Domuzlar üç ay sonra artık hayvancılığın temel ilkelerini öğrendiler ve 7 emiri yazdılar. Tüm hayvanlar bu emirlere uyarlar.
Hayvanlar çok çalıştılar. Tüm hasat işleri onlara kalmıştı. Daha önce hiç yapmadıkları şeylerdi. Domuzlar ise onları yönlendiriyorlardı. Çiftlikte çalışmayanlar sadece Mollie, yaşlı eşek Benjamin ve bir kediydi.
Toplantılar hala devam ediyordu. Buralarda en ateşli konuşmaları yapanlar  Snowball ve Napoleon'du.
Napoleon, Snowball'ın her fikrine karşı çıkıyordu. Aslında onu çiftlikte istemiyordu. Bir gün  Napoleon kendi yetiştirdiği köpekleri Snowball'ın üstüne salmış ve onu çiftlikten göndertmiştir. Artık tek başına hüküm sürmeye başladı.
Hayvan Çiftiği'ni artıkı tüm ülke duymuştu. Güvercinler diğer çiftlikteki hayvanlara da bu ayaklanmayı anlatıyorlardı. Diğer çiftçiler Jones'in çiftiğinden nasıl faydalanacaklarına bakıyorlardı. Ama Napoleon ikisinden de faydalanmanın bir yolunu bulmuştu.

Hayvanlar bir yıl bboyunca çok fazla çalıştılar. Ama artık insanlar için değil de kendileri için çalıtıklarını bildikleri için yorulmaları bile güzel geliyordu. Snowball'ın fikri olan yel değirmenini bile yapmışlardı. Bu sırada  Napoleon çiflikte kuralları kendine göre değiştiriyordu. Çiftlikte alınan kararlarda insanlara ait olan hiçbir şey yapımayacaktı ama Napoleon bunların hepsini yapıyordu. Kıyafet giyiyor, evde yaşıyor, içki bile içiyordu. ama hayvanlar yine de birşey demiyorlardı.

Bir akşam birkaç çiftçi çiftliğe ziyarete gelmişlerdi. Çiftlikteki herşeye ve yel değirmenine hayran kalmışlardı. Çiftlik evinde kahkahalar, içkiler havada uçuyordu. Diğer hayvanlar camdan Napoleon, diğer domuzlar, köpekler ve insanları izliyorlardı. Napoleon diğer hayvanları insanların yanında o kadar ezmiştiki hayvanlar çiftlikten uzaklaşmaya başladılar. Daha 20 30 metre anca uzaklaştılar ama çiftlikten bir bağırtı sesi geldi. hemen çiftliğe geri geldiler. İnsanlar ve domuzlar kavgaya tutuşmuşları. Oynadıkları oyunda Napoleon ve Bay Pilkington'ın  aynı elinde maça ası çıkmıştı.
İçeridek herkes birbirine benziyordu. Hepsi de artık birbirine benziyordu. Dışardaki hayvanlar hiçbirini birbirinden ayırt edemiyorlardı.

Ben kitabın sonunu sanki böyle bitirmesemiymiş dedim. Snowball'ın geri gelmesini beklerdim açıkcası. Ama yine de çok güzel ve çarpıcı bir romandı.
Puanım ise 4.8/5
Okuduğunuz ve zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
♥️










Share
Tweet
Pin
Share
1 yorum
ötekinin babası konusu ile ilgili görsel sonucu


Merhabalar. Uzun bir süre sonra tekrar buradayım. İlk defa film yorumu yapacağım umarım becerebilirim. Olmazsa da zamanla düzeltirim 😊
Bu  filmi sosyal refah dersine giren hocamız tavsiye etmişti. Sosyal hizmet alanına da giriyor aslında. Aile ilişkisi üzerine kurulu bir film.
Film beş kişilik bir ailenin ortanca oğlu olan Şahab'ın ailesi ve sosyal çevresiyle olan sorunlarının üzerine kurulu. Şahab 6 yaşında olan ama ''konuşmayan'' bir çocuktur. Bu nedenle annesi hariç çevresindeki herkes onun konuşmamasını şımarıklığa vuruyor. Şahab'ın abisi olan Areş zeki ve çalışkan bir çocuktur. Babası evde sadece Areş'i görür, onunla ilgilenir. Şahab ise kendisine de ilgi gösterilmesini ister ve birileri ona ilgi gösterene, onu anlayana kadar konuşmamaya devam eder.
 Şahab aslında kendisine söylenen her şeyi anlar ve kendisine karşı kötü söz söyleyen herke zarar vererek onları cezalandırmaya çalışır.



Şahab'ı ailesi hastaneye yatırmak ister bunun üzerine kaçar. Onu yaşlı bir çift evine alır. Bu güzel insanlar onunla konuşur, ilgilenirler. Şahab orada bahçeyle ilgilenir. Toprak onu rahatlatır.
 Şahabın kaybolması en çok annesini üzer. Annesi tüm suçu aile bireylerine atar. Onu tersleyen onunla ilgilenmeyen herkese.
Sonra yaşlı çift Şahabı birkaç gün sonra ailesine teslim ederler. Şahab onlardan ayrıldığı için üzgündür.  Ona bu zamana kadar böyle değer veren kimse olmamıştı çünkü. Eve geldiğinde toprakla, bahçeyle oynamaya devam etti ama babası saçma gördü. Ve ona engel oldu. Bu yüzden daha da içine kapandı babasından uzaklaştı.

Anneanne aileyi ziyarete geldi. Şahaba da sürpirz olarak civciv getirdi. Burdan anlıyoruz ki Şahabı düşünen birisi filme dahil oldu.
 O gün de aile babanın arkadaşına gidecektir. Şahab en güzel kıyafetlerini giyip arabaya oturmuştur. Ancak babası onun gelmesini istemedi. Ve arabadan indirdi. Şahab çok üzüldü. Burada ona anneannesi destek oldu.
Sadece anneannesi anladı.
Anneannesi onunla onun dilinde konuşur. Ona ne yaparsa haklı olduğunu söyler. Ve başarır da. Şahab artık sadece anneannesinin yanında konuşur. Burdan anlıyoruz ki sadece ilgi çocuğun kalbini değiştirir.
Şahabı konuşmadığı için hiçbir okul kabul etmez. Anneannesi onu okula gitmeye ikna eder. Artık konuşmaya başlar ve 1. sınıfı bitirir. Babası  da karnesini iş yerine götürür. Artık o da anlar ilgi göstermesi gerektiğini.

Filmin sonunda Şahab'ın doğum günü için ona ailecek bir sürpriz hazırlarlar. Babası ona söz verdiği gibi bisiklet almıştı. Areş'in babası ona bisiklet almıştı! O gün babasıyla barıştı.
Areş'in babası artık onun da babası olmuştu.

İzlemenizi tavsiye edeceğim güzel ve anlamlı bir filmdi. Çocuklarda görülen bazı sorunların tüm sebebi sadece hastalık değildir. İlgisizlik, şefkatsizlik, mutsuzluk bunlar da sorundur...













Share
Tweet
Pin
Share
3 yorum
Older Posts

Ben Kimim?

Merhaba. Sayfama hoşgeldiniz. Ben Gamze. Sosyal Hizmet 2. sınıf öğrencisiyim. Burada ara ara sosyal hizmetten ve çoğu şeylerden bahsedeceğim. Henüz çok yeniyim. Takipte kalın.

Bana Buradan Ulaşabilirsiniz

  • instagram
  • twitter
  • Email

İzleyiciler

Yakın Zamandakiler

Blog Archive

  • Temmuz 2019 (2)
  • Haziran 2019 (1)
  • Nisan 2019 (4)
  • Mart 2019 (1)
  • Şubat 2019 (2)
  • Ocak 2019 (1)
  • Aralık 2018 (2)

Kategoriler

Sponsor

Created with by ThemeXpose | Distributed by Blogger Templates